579

Herkesin YELKEN ile ilgili bir hayali vardır. Dünyayı gezeyim göreyim falan derler. O iş o kadar da kolay değil tabii ki. Türkiye’de ve İstanbul’da onlarca hatta yüzerce yelken okulu var. Öncelikle yelken eğitimi kalitesi olarak bunlardan birini seçip yola çıkmak lazım. Deniz bu. Şakaya gelmez.

Yelken eğitimine başlamadan önce biraz çekiniyordum açıkçası. Deniz, sert hava ve düşme riski. Birkaç defa yelken direğini kafama yedikten sonra aklım başıma geldi dikkat konusunda. Öncelikle bu işin bir keyiften önce çok iyi eğitim alınması, tecrübe edilmesi gereken bir spor olduğunu kavramak gerekli. Kendi içinde önemli matematiği var.  Yelken sporuna gönül vermiş kimselere dönüp bakın, normal hayatlarında da disiplinli, dinamik ve hoşgörülü insanlar olduğunu göreceksiniz.  Yelkenci olmak için çıktığım yelken sporu serüvenime İYK da (İstanbul Yelken Kulübü) ilk eğitimlerimi alarak başladım. Pratik yelken eğitimden teorik yelkenciliğe kadar dünya kadar konunun içinde buldum kendimi. Bir süre sonra “Vay be! Bu iş görüldüğü kadar kolay değilmiş.” dedim. Düğümler, denizcilik kuralları, rüzgar ve yön bilgisi vs.

Zamanla karadaki dersler ve denizdeki eğitimlerle suya çıkmanın ne kadar keyifli olduğunu hissetmeye başladım ve amatör de olsam kendimi bir YELKENCİ gibi hissetmeye başlamıştım bile. Neredeyse; “Ben adriyatikteykenn... “ falan diye cümleler kurmaya başlayacaktım J

Aradan haftalar ve aylar geçtikten sonra neredeyse haftanın 3 günü İstanbul Yelken Kulübüne giden, normal hayatında da devamlı yelken tişörtleri, yelken montları veya yelkenci kıyafetleri giyen biri olarak buldum kendimi. Artık eğitimci olarak denize çıkmamı isteyecek duruma geldik kulübümle. IRC5 kategorisinde yarışacak yelkencilerin toplandığını duydum ve ben de bir takıma girdim. 5. Kategori en ağır ve en yarış yapmaması gereken tekne cinslerinin yarıştığı kategoridir. Seyir tekneleridir kısacası. Biz birkaç sezon yelkenli guletimizle yarışlara girdik. Yanımızdan yaldır yaldır giden IRC1 yarış teknelerine baka baka yarıştık. Yavaştık ama mutluyduk J

Sonra takım yavaş yavaş büyüdü. IRC1 teknelerine geçildi. Profesyonel taktisyenler takımın başına getirildi. Formalarımız dikildi. Yarışlara girildi. Ödüller kazanıldı. En güzeli de seyir esnasında diğer teknelerden çok yanımıza gelip bize daima gülümseyen yunus balıklarıyla yarışıldı..

Şimdi her denizcinin klasik sorusunu soruyorum:

Yelkenli mi? Motor yat mı?

Takdir sizin.

Geri Bildirim