Outdoor Türkiye

OUTDOOR TAVSİYELERİ

167

*** 24 NİSAN 2020'DE YAPILAN İLKER TULUNAY VE MELİKE DEDE CANLI YAYIN BLOGUDUR.

Kendinden bahsetmek ister misin?

Ben Melike. 28 yaşındayım. 2016 yılında avukat olarak çalışıyordum. İşimden istifa ettim. Bir seyahate başladım. O zamandan beri de kendi yapmak istediğim şeyleri yapmaya çalıştığım bir hayatım var.

Konumuz Hindistan'a gittiğini serüven bisikletle. Nereden esti İstanbuldan Hindistan’a gitmek?

Şu yüzden esti diyebileceğim bir şey değil ama uzun vadede biriken birçok şeyin dışavurumu diyebiliriz. Birçok insan hayatlarında çok sabırlı davranabiliyor, göğüs geriyorlar ve belli bir sabra ulaştıktan sonra böyle kararlar veriyorlar. Benim bu sabır eşiğim biraz düşükmüş sanırım. Mezun oldum, iş hayatında girdim. Farklı planlar yaparken birdenbire kendimi bunları düşünürken buldum. Tek bir nedeni yoktu. İş hayatından çok sıkıldım ve çok iyi bir yerde de çalışıyordum. Ona rağmen her sabah kalkıp 2 saat yol gitmek, akşam 2 saat yol gelmek ve hayatımın böyle ardı arkası kesilmeyen bir kısır döngü ile sarılmış olması ile aslında harekete geçiren. Sonra düşündüm. Ben ne yapacağım dedim nereye varacak bu işin sonu? Bir sürü şey olabilirim bu hayatta. Kendime ‘’ne yapmak istiyorum?’’ dedim. O an verdiğim cevap seyahat etmekti ve karar verdim. Neden bisikletle oldu diye sorarsan eğer, onun da hikayesi başka. Seyahat etmek için bir araca ihtiyacım vardı. Çünkü devamlı uçak seyahatleri yapabilecek kadar bütçem yoktu. Araba bir seçenek, tabii ki değildi. Malum hem benzin fiyatları, ülke geçişlerinde ödemem gereken ücretler vardı. Onun dışında otostop bana çok mantıklı gelmedi çünkü başıma bir şey geldiğinde, o yolu kendim de gidebileceğim bir araca ihtiyacım vardı. Sonra tamamen hayatın cilvesi bisikletli bir gezgin ile tanıştım. Ben bisikletle çıkabilirim dedim.

Daha önce başka bir yere gitmiş miydin yakın bir yere yoksa ilk defa mıydı?

Ben daha önce bisiklet sürmüyordum. Sadece yazları bindiğim bir şeydi. Ulaşım aracı olarak bile görmüyorum bisikletti. Daha öncee seyahat yapmadım. Sadece bir kere yurt dışına seyahatim olmuştu ama onlar da hep uçakla olmuştu. Benim içinde bilinmeyen bir denizdi.

Kaç kişiyi yaptın bu yolculuğu?

Benim bir arkdaşım vardı, o da bisikletle daha önce alakası olmayan biriydi. Birlikte çok araştırdık. Bisikletli gezginleri araştırdık. Bisikletli gezginlerle arkadaş olduk. Arkadaş çevresi kurduk. Çünkü göze zor gelen bir şey ve bisikletle gezmek için insan olabildiğince bilgi edinmek istiyor.

Peki çıktıktan sonra yolun bir bölümde hiç pişman oldun mu? Ben ne yapıyorum dedin mi?

Evet, evet ilk hafta oldum. Ben çok iddiası olan bir insan değilim. Ben şunları yapacağım diyen, düz ve ne istiyorsa o an onu yapmak üzere programlanmış bir insanım. Ben bisikletle yola çıktım ama 3 gün sonra fikrimden cayabilirim ve bundan zerre sıkıntı duymam. Beni bisiklet ilk 1 hafta çok zorladı. Bir sürü insan da sordu, siz manyak mısınız, bisikletle ne yapacaksın, yokuşları nasıl çıkacaksın? Ben aklıma gelen her cevabı veriyorum. Bisikletle çıkamazsam inerim, iterim, canım isterse otobüse binerim, giderim zorunda değilim gibi bir takım cevaplar veriyorum. İlk haftamızdı galiba önce yola Caddebostan’dan başladık. Rotamız İstanbul’dan Ankara’ya gideceğiz. Ankara Doğu Ekspresi yolculuğu var, onu yapacağız. O zamanlar Doğu Ekspresi patlamamış çok rahatça yer bulabiliyoruz. Doğu ekspresle Kars’a gideceğiz. Kars’tan da canımız isterse İran’a. Hindistan’a yoksa Gürcistan’a yukarıya çıkacağız. Azerbaycan böyle gideceğiz. İlk gün başladık bisiklet sürmeye. Ondan önce az az sahile gidip geliyorduk. Çok kondisyonumuz yoktu. Caddebostan’dan Pendik’ doğru sürdük. 20 km yol gittim süper ne kadar hızlı gittik. Abartmıyorum, Yalova'da bir yokuş var. O ünlü bir yol. Bisiklet giden vardır mutlaka. Araba gittiğinde de fark edersin mutlaka. Çıkamadım, 10 dakikada bir durup kamp yapalım dedim. E5’in kenarında kamp yapıyorum. Orada 5 kilometre ilerde falan bir tesis var. Baktı ki ben bayağı ölüp bitiyorum. Bizi misafir ettiler, oradaki bir abi. Ertesi gün yola çıktık, ölüp bitiyorum. Nasıl çıkacağım, bir de o bayır git git bitmiyor. Bir şekilde gittik. Ordan Orhangazi'ye gideceğiz. O yol bitti şükür ki o bayırın inişi vardı. İzmit'ten sonra 5-6 km bir yokuş var. Arabayla çok rahat çıkabileceğin ama bisikletle eğer kondisyonun yoksa ve bizim gibi gerizekalı gibi 40-50 kg yüklenirsen zor tabii. Bisiklete bir sürü şey doldurduk. Benim yanımda kamp sandalyesi var. 3 tane termos almışım yanıma. O ilk 1 ay İstanbul'dan Ankara'ya gitmemiz bizim için deneme oldu. O yüzden biz alabildiğimiz her şey aldık. O yokuşa geldik. Çıkamam dedim. Yanımdaki arkadaşıma şey dedi; ‘ her zaman düz gitmeyecektik heralde’. Alışık değilsin, bir de psikolojik etkisi çok fazla. 5 saatte çıktık orada oturdum. Bir saatte çay içtim manzarada. Oradan Yenişehir'e doğru 20 kilometre bir inişi 10 dakikada indik. Ankara’ya gidene kadar çok zorladım. Ben de o dönemlerde panik atak yaşamaya başlamıştım. Bir yol gidiyorsun hemen tansiyonum düşüyor, kalp atışlarım hızlanıyor. Ben öleceğim herhalde kalp krizi geçiriyorum dedim. Sonra yavaş yavaş kendimi toparladım. İran’dan sonra asıl kondisyonu Hindistan'da kazandım. Yola çıktıktan 4 ay sonra Hindistan'da bir de o sıcağın altında sabah kalkıyorduk. Saat 4-5 gibi, sıcak almayalım diye uyanıyorduk. Kahvaltımızı yapıyorduk saat 11'e kadar bisiklet sürüyorduk. Yakıcı güneşin olduğu zamanlarda dinleniyorduk. Saat 2'den akşam 5 -6'ya kadar bisiklet sürüyorduk. Günde 60-70 kilometre yapıyorduk. Kondisyonumu 4 ay sonra kazandım

Ne kadar sürdü, diye bir soru vardı.

Toplamda 10 ay sürdü. Arada aksaklıklar yaşandı. Türkiye’de 1 ay geçti toplamda.

Ankara'ya gittikten sonra fazlalık eşyaların hepsini aileme geri gönderdim. Evimize dönme durumu oldu vizeyle ilgili. İstanbul'da bir müddet kaldım. Baya eşya bıraktım, yanında 1 gram ağırlık bile ne kadar önemli. Toplamda 10 ay sürdü fakat ben ilk başta İran'a çıkmadım Doğubeyazıt'tan. Korkuttular teroristler var diye. İlk başta bir Gürcistan sürdük. Gürcistan'a girdik sonra ertesi gün kar yağdı. Bisikleti sürmenin mümkün olmadığı hava şartları yaşandı. Türkiye'ye geri geldik. Oradan tekrar İran'a gittik. İran'da 3 ay gezdim. İran'dan sonra giderken Pakistan üzerinden gidecektik fakat Pakistan vize vermedi. Hindistan’da vizemi aldım mecbur çıkmak zorunda kaldım. Hindistan'da da bir 5 ay kaldım.

En zor geçen anın neydi?

Az önce anlattığım en zor olandı. İkinci anımı anlatayım. Hindistan'ı çok seviyorum fakat çok zor bir coğrafya. Özellikle beyaz insan olarak onlardan farklı biri olarak orada bulunmak zor. Üstüne kadın olarak orada olmak zor, bir üstüne bisikletli olmak daha zor. İnsan mutlaka kendi için bir özel alan istiyor. Sen bir yerde oturup piknik yapmak istediğinde etrafında 23 kişinin toplanıyor ve bu rahat bir durum değil. Hindistan'da bu normal sayılıyor. Çünkü biz Hindistan'da köy yollarında, bisiklet sürdüğümüz yolda orada sana biri bir şey yapsa kimse görmez araba geçmiyor. Bayır çıkıyorsun 3 tane motorcu geliyor, önünü kesiyor seninle selfie çekmek istiyor. Yemek yiyorsun uzaktan sana bakıyorlar, bir anda o bakan 3-5 kişi, 25 kişi olup sana bakıyor. O yüzden Hindistan'da bisiklet sürdüğüm ilk hafta çok zordu. Psikolojik olarak inanılmaz yıprandım. Bir de o zamanlar bu kadar sabırlı ve insanlara karşı toleranslı değildim. Daha böyle şımarık, daha her şey hemen olsun bitsin isteyen biriydim. O dönemden sonra Hindistan’da az bisiklet kullandım.

Ben de şöyle bir çağırışım yaptı. Benim bir arkadaşım da Everest de gitti. Benim kendimle alakalı kırılımların var, onun için gitmek istiyorum dedi. Bu tür yolculuklar insana bir şey katıyor mu? Geldiğinde başka biri olmak gibi.

Hindistan'dan döndüğüm zaman bambaşka bir insan olduğuma inanıyordum ama şimdi o insana baktığımda ne kadar gerizekalıymış diyorum. Aydınlandım zannediyordum ama aslında o öğrendiğim şeyler henüz yerine oturmamış. Yoldaki şeyleri yeni harmanladım. Konfor alanından uzaktasın. Haliyle çözmek istiyorsun. Neyi istiyorsun, neyi istemiyorsun kafanda oturuyor.

Peki panik atağına ne oldu, arttı mı azaldı mı?

İlk başta aynı oranda devam etti o süreçte çünkü birçok şey ile bağlantılı bir olay panik atak. Sadece yolda olmak uçağa binmek ile ilgili değil. Senelerce başına gelen her şeyin bir noktada dışarıya çıktığı bir durum. Bir de korkuyorsun zaman içinde başına bir şey gelmediğini gördükçe farklı olayları deneyimledikçe oturuyor. Tabii, ben bu panik atakla ilgili çok şey okudum, çok şey izledim. Terapiye gittim. Yine insanın kafasında bitiyor.

Bisiklet ve eşyalarının çalınma ihtimaline karşı ne yaptın denmiş.

İlk başlarda geceleri uyumayarak buna çözüm buldum. Sonrasında alarm ve kilit aldık. Bizimle çadırın arasında kalacak şeklilde koyuyorduk. Başımıza hırsızlık olayı gelmedi. Eşyasını çaldıran arkadaşlarımız oldu.

Bisiklet bakımı nasıl yaptınız?

Bisikletlerimiz çok iyidi. Yol bisikletiydi. Roll of dediğimiz kapalı bir sistem vardı. İki bisikletinde vites sistemleri kapalıydı. Dolayısıyla kesinlike bakım gerektirmeyen bisikletlerdi. 5000 ve 10000 yaptırdık. Onları da Türkiye içinde halletik sonrasında hiç gerekmedi. O kadar kaliteli kayışları var ki kopsa bile 15000 km gidebiliyor. Bütün yatırımımızı o bisikletlere yapmıştık.

Nerelerde konakladın?

Türkiye'de kamp yaparak konakladım. Türk insanı bırakmıyor. Senin kamp yaptığını görünce hemen evlerine misafir etmek istiyor. Evlerinin bahçesinde misafir etmek isteyen çok oldu. İran’a geçince coachsurfing kullandım. Hindistan’da kamp ve coachsurfing kullandım. Bir de 2 ay hippilerin çalıştığı hostelde gönüldü çalışmıştım, orada kaldım.

Hiç yoldan rahatsızlandın mı?

İran’da grip oldum. 10 gün arkadaşımın evinde hasta yattım.

Bu yolculukta umduğunu buldun mu?

Çok bilinçsiz çıkmışım, bir hayal dünyası gibi. Döndüğümde istediğim her şeyi yapabileceğimi gördüm. Hayatımın insanların söylediği o küçücük yere sığmadığını gördüm. Bu benim için büyük bir şeydi. Çünkü küçük bir yerde büyümüştüm. Ailemde küçük dünyaları olan insanlardı. Mental olarak döndüğümde o zamanlara baktım da mental olarak çok illerdiğimi düşünüyordum. Şimdi öyle düşünmüyorum.

Yolda olmak çok kıymetli, sadece bir çatal, bıçakla, 3 tshirtle. Çok şey öğreten bir olgu.

Ben de öyle düşünüyorum. Sadece yolda olmak değil, bunların farkında olmak mesele. Mesela ben o zaman yolda olmak istiyordum ama şimdi evde olmak istiyorum. Vücudunun ve zihninin neye ihtiyacı varsa onu yapabilmek önemli.

Hindistan’da iyi yapmışım dediğin keyif aldığın bir şey var mı?

Hindistan’dan Taylan’a geçerken bisikletimi göndermiştim ve sadece sırt çantasıyla oraya gittim.

Tayland'da İngilizce öğretmenliği yaptım. Orada bir arkadaşım öğretmen olarak çalışıyordu. Öğretmen açığı varmış. 2. gün pazardan kendime bir etek ve bir tişört aldım 3. gün öğretmen olarak işe başlamıştım. Çok eğlenceliydi, küçük çocuklara İngilizce öğretmek. Şöyle bir baktım ben neredeyim dedim. Orada bir aydınlanma yaşamıştım.

Yanında yedek neler vardı?

2 tshirt, 2 pantolon vardı. Teknik olarak bir iç lastik götürdüm.Bir tanede dış lastik.

Bisiklet kaç kiloydu? Tabi buradan Ankara’ya kaçtı sonrasın da kaç kiloydu?

Benim bisikletim 14 kiloydu arkadaşımın, 16 kiloydu. İlk yola çıktığımda çantaların ağırlığı 45 kiloydu. Ankara’ya 15 kilo geri gönderdim. Bisikletle çantaların ağırlığı toplam 40 kilo oldu.

Günde ortalama kaç kilometre ideal?

Benim için ilk başta 3 kilometre idealdi. Hindistan'da günde 60 kilometre sürebiliyordum. Kişiden kişiye değişen bir şey. Günlük 50-60 km ideal. Yol durumuyla da ilgili.

Doğaya dönüş kampı festivallerini yapıyorsunuz. Kampı çok iyi bildiğinizi biliyorum. Mevsime göre her malzeme değişiyor. Orada hep ortalama bir şey mi seçtin?

Bu işin ortalaması yok. Çadırımız marlog marka 4 mevsim çadır. Bize Kutup Ayısı sponsor olmuştu. İran’a kadar kışlık uyku tulumumuz ve 4 mevsim çadırımız vardı. Çadırların ağırlığı da önemli. Biz orta ağırlıkta ve kaliteli olanı tercih ettik. İran’dan Hindistan’a uçarken geri gönderdik. Hindistan’a gelen bir arkadaşımız bize yazlık uyku tulumları getirdi.

Doğaya dönüş kampında bir planınız var mı? Açılış tarihiniz belli mi?

Bu olaylar ne zaman normale döner bilmiyoruz. Bir tarih öngöremiyoruz. Hem Gökhan hem ben ayrı ayrı işler yapan insanlarız. Geçen sene 6 kere kamp yaptık ve bizi zorladı. Şimdi az yapıp öz yapmak istiyoruz.

Yazılarına ve videolarına nasıl ulaşabiliriz?

Benim her şeyim melkeontheroad. Web sitem melkeontheroad.com. Biri de ne kadar para harcadınız diye sormuştu. Çok az para harcadım. Çünkü ulaşım ve konaklama paraları yoktu bizde. Yemeğimi kendim yaptım. Ocağım da yanımdaydı. Yolda ufak tefek işlerde çalışarak baya tasarruf yaptım. Tayland’da çalıştığım için paramı eşitledim neredeyse. Kalem kalem bütün masraflarımı yazdım. 11 aylık seyahat, harcadığım ve kazandığımla birlikte cebimden 4000 lira çıktı.

Yapmak isteyenlere tavsiyen neler?

Yapmayın. Akıl kârı değil. Ben iddiası olan biri değildim. Bisikletle gideceğim şu kadar kilometre yapacağım gibi bir iddiam yoktu. O yüzden artık bisikletle gezmek istemiyorum çünkü bir kere deneyimledim. Bana çok da uygun olmadığını gördüm. Şehir içinde seviyorum bisikleti ama tur bir daha yapmam. Artık zamandan daha çok tasarruf etmek isteyeceğim bir dönemdeyim. Bisikletle yola çıkacaklara; kesinlikle kondisyon üzerinde çalışmalarını öneririm. Günde 3 km yol yapmak hiçbirimizin hayali değildir. Her hafta 10 km, 20 km ile kondisyonu çok rahat kazanalabilirsiniz. Bisikleti kesinlikle iyi seçmeniz gerekir. Bisikletler pahalı ama o para değiyor. O parayı vermek size zaman kazandırıyor ve psikolojik rahatlık sağlıyor.

İnstagram: melkeontheroad

Geri Bildirim