Outdoor Türkiye

OUTDOOR TAVSİYELERİ

89

*** 18 NİSAN 2020'DE YAPILAN İLKER TULUNAY VE SARPER SESLİ CANLI YAYIN BLOGUDUR.

Uzun yol endurosu yapmaya nasıl karar verdin?

Ben Afrika’ya taşındığım günden beri gerçekleştirmeyi beklediğim bir hayaldi. Bu rotayı 9 Mayıs 2017 yılında Erman’la birlikte planladık, aynı zamanda Erman’la bisiklet yarışlarında da birlikte yarıştığım için genelde bu tarz aktiviteleri sürekli beraber yapıyoruz. Birlikte dünyanın en zor yarışı Cape Epic’e hazırlandık. Bir yıl kadar kendimizi kapattık diyebilirim. Sonrasında yarış bitti ve bizde bir boşluk oluştu. Bu yarışlardan sonra Erman’a dedim ki ‘’Cape Town ’dan İstanbul’a motorla bir gidesim var.’’ Erman şöyle bir durdu genelde çok sorgulamaz ‘ciddi misin sen’ dedi. Bisiklet yarışlarına girmeden önce de aynı tepkiyi vermişti. Ciddiyim dedim. Tamam olur konuşalım o zaman dedi ve yarış kutlamaları yaptıktan sonra bir, iki gün geçti. Erman beni aradı ‘Hala ciddi misin gidiyor muyuz?’ dedi. Evet gidiyoruz önce gel sana bir motor alalım dedim. Gittik motoru aldık. Sonrasında evrak işlemlerini hallettik, yolda ihtiyacımız olan her şeyi de yanımıza aldık. Ben zaten işimden dolayı kıtaya hakimdim. Etiyopya’da sorun yaşamadığımız sürece diğer ülkeler için B planını hazırlamıştım.

Peki bu hazırlık süreciniz ne kadar sürdü?

Evraklarım işim gereği hazırdır, yola çıkalım derseniz ertesi gün yola çıkabilirim. Ama Erman’ın aldığı yeni motorun evrakları biraz sürdü. Avusturalya’da motorlara uygulanan bir sistem var, motorlarımıza onları uygulattık. Olası gümrük geçişlerinde kaçak ya da parça değişimi olup olmadığına dair kontrol uygulaması oluyor. Bir hafta içerisinde evrak işlerimiz tamamlandı. Ekip ve ekipman hazırlığı derken 15 gün içinde yola çıkmaya hazır hale geldik. Normalde böyle seyahatlere hazırlanmak bir yılı gibi bir zaman alıyor, tabii biraz yol bilgisi olan kişilerinde üç, dört ay kadar sürüyor.

Uzun yol gidebilmek için ne kadar motor tecrübesine sahip olmak gerekir?

Bu soruyu gidilecek yere veya geziye göre cevaplandırabilirim. %80 off-road olan yerler var ya da %100 asfalt olan yerler var kısacası içerik bu durumda çok önemlidir. Bunun için yol kondisyonun çok iyi olması gerekiyor. Afrika’daki en rahat tur Garden Route, yaklaşık 80 km off-road var ama kolay, rahat bir off-road’dur. Bu gezi için asfaltta 5.000 km yol tecrübesi gerekiyor. Fakat şöyle bir katılım olmuştu. Bir gün telefon geldi ve Güney Afrika’daki seyahatime katılmak isteyen biri ama asfaltta hiç motor kullanmamış. Sadece doğada hard enduro, Ktm 990 kullanmış. Bende 990’la ormanda mı gidiyorsun ve ehliyetin var mı diye sordum. Var sürekli ormanda kullanıyorum dedi. Senin asfalta ihtiyacın yok, sen gel dedim ve geldiğinde gerçekten canavar gibi kullandı. Bizimle birlikte grup sürüşünde olduğu için hiç sorun olmadan rotasını yapıp geldi. Yaklaşık 3.000 km Güney Afrika’da motor kullandık. Ayrıca ne kadar iyi bir asfalt kullanıcısı olursanız olsun mutlaka off-road eğitimi alınması gerektiğini düşünüyorum. Motorla sürücü arasındaki iletişimi güçlendiren bir eğitim, bu sebeple her zaman tavsiye ederim. Aslında ormanda kullandım her yerde kullanırım demek çok yanlış olur, aynı şekilde asfaltta kullandım her yerde kullanabilirim de yanlış olur. Bir örnek vermek gerekirse; normal asfaltlı bir yolda motor kullandığınızda mıcırla karşılaştığınızda bir tedirginlik, eyvah ne yapacağım korkusu oluyor. İki günlük off-road eğitimi alındığında bu tamamen değişiyor. İki, üç günlük eğitimler daha rahat sürüş yapmanızı sağlayacaktır. Eğitim alan kişiler tamamı ile formül öğrenmiş oluyor, daha sonrasında pratik yaparak öğrenip refleks ediniyor ve iyi bir kullanıcı oluyorlar.

Uzun yolda seni en çok zorlayan veya pişman eden şey ne oldu?

Öncelikle yolculuklarda hazırlık çok önemli. Motosikletle planladığımız 4 aylık bir seyahat var, 17 Bin km yapılacak, 12 farklı ülke gezilecek haliyle yanınıza alacağınız eşyayı çok iyi seçmeniz gerekiyor. Bu hazırlıklarımı çok iyi yönettiğim için benim yaşadığım bir pişmanlık olmadı. Yol üzerinde yaşadığım her şey iyi ya da kötü benim yaşamam şeyler gerekiyordu. Yaşadıysak da buna bizim sonrasında anlatacağımız bir hikaye olarak bakıyorum. Çadır konaklamayı tercih ettiğimiz için motosiklette taşıdığımız yükü arttırmış olduk. Bu bizim için yorucu oldu. Bir de yanımıza yedek lastik almıştık. Ön lastiği ben, arka lastiği Erman taşıyordu. Yanımıza almasaydık da olurmuş. Sıfır lastik ile yola çıktık, lastikleri bize Anlas göndermişti. Namibya, Etiyopya ve Tanzanya’nın bir kısmı hariç lastiğin yarılma ihtimali olan riskli yerleri geçtik. Yedek lastikler bizim için güvenceydi tabii ama ciddi bir ağırlık oluşturuyordu. Off-road ile giderken o ağırlığı taşımak hoş değil. Ağır bir motorla off-road yapmak bir noktaya kadar keyifli özellikle eşya yükü varsa. Ben mesela bir daha böyle bir seyahate çıkacak olsam daha rahat etmem için 850’lik motor ile çıkmayı tercih ederim. Burada karar vermek gereken bazı noktalar var. Örneğin; seyahatinde otel konaklaması yapacaksan bu bir maliyettir. Diğer yandan çadır taşımazsan motorunu hafifletebileceksin. Kamp yapmayı düşünüyorsan o zaman da yanına aldığın erzak fazlalaşıyor. Uyku tulumu, çadır, mat, kamp malzemelerine kadar üç çanta taşıyorsan bir tanesi full bu ekipmanlar ile dolu oluyor. Teknik ve ilk yardım malzemelerinde bir çanta oluyor. Bir çanta da ise kişisel eşyalarım vardı. 30 litre çanta içinde bir ceket, bir pantolon, üç tişört, iç çamaşırı ve bir çift ayakkabı vardı. Bunun gibi uzun yol seyahatlerinde şunu öğreniyorsun; ne kadar eşyan varsa o kadar yaşıyorsun. Aslında son olarak da şunu söylemeliyim ki en önemlisi bu, birkaç ay sürecek bir yolculuğa çıkıyorsanız yanınıza bir ceket ve bir pantolon almanız gerekiyor. Bu kıyafetlerde dikkat edilmesi gereken tek şey var, iyi bir malzeme olması. Çünkü bir tane alıyorsun yanına ve şehirden uzakta ihtiyaç duyduğunda bulamazsın.

Çadır konaklaması yaparken vahşi hayatın içinde hiç yaban hayvanları ile karşılaştınız mı? Size herhangi bir tehlike yarattı mı?

Afrika, Tanzanya, Nabimya kamp yerleri konusunda harikadır. Beş yıldızlı otel kıvamında ve iyi organize oluyorlar. Karavan, çadır, bisiklet hangi araçla gelirsen gel bir çadır alanı veriyorlar. Çadır alanın barbekü ve su var. Kamp alanında ortak kullanım olan tuvalet var ve çok temiz. Gelen insanlarda gezgin ahlakı var. Herkes çok dikkat diyor ve kurallar çok nettir. Biz genellikle bu alanları tercih ettik. Bazı durumlarda kilise bahçesinde yattığımız da oldu. Bazen yolların da senin için ayrı planı oluyor. Gitmek ve ulaşmak istediğin yere ulaşamıyorsun. Bu durumda hava kararmışsa yol yapmamak gerekiyor. Fakat biz Afrika’da yapmak zorunda kaldık. Çünkü konaklayabileceğimiz bir alan yoktu. Kenya’dan Etiyopya’ya giderken Marsabit son kasabadır. Marsabit çok ıssız bir yer, soygunların ve gaspın en çok yaşandığı seyahatin en tehlikeli güzergahı diyebiliriz. O yol şuan asfalt ama önceden off-road’du. Eskiden sürücüyü yavaşlatmak ve durdurmak için önüne bir şey atabiliyorlar ya da yolu taşlarla, kütüklerle kapatıp seni durduruyorlar. Kısacası gözün sürekli açık gidiyorsun nerden ne çıkacak diye ama bunu bir noktaya kadar yapabiliyorsun. Tanzanya’da Masai köyüne uğradığımızda Masai bıçağı aldık ne olur ne olmaz diye, yolda giderken motor üstünde bıçağı nasıl kullanacağımız hakkında çalışıyorduk. O gece yol üzerinde bir kamp alanında kaldık. Tabii etrafta sırtlanlar var diye uyarılar vardı. Kampta sadece biz vardık. Sabaha karşı üç gibi koklama sesine uyandım ve dolunay vardı. O sırada ay ışığından o silueti görebiliyorsunuz. Poposu düşük çadır kadar büyük bir hayvan vardı etrafı kokladı ve gitti. Sonra ben tekrar uykuya dalmışım.

Nasıl motorlar tercih ediyorsunuz, neden?

Ben 1200 gs tercih ettim. Nedeni güzergaha baktığım zaman off-road ortalaması yaklaşık %30 - %40 arasında, otoban hiç yok denecek kadar azdı. Genelde otoban ülkelerin büyük şehirlerine giden yerlerde oluyor. Bizim gittiğimiz yollar inanılmaz çukur, motorlarımız hem ağır hem de sürekli vura vura ilerleyebiliyorsun. Motorlar yoruluyordu. Bu sebeple amortisörler soğusun diye 30 dakika gidip 30 dakika motorlarımızı dinlendirmeyi tercih ettik. Dinlenmeden ilerleseydik amortisörleri patlatırdık. Biz asfaltlardaki konforumuzu düşünerek 1200 gs tercih ettik ama 800, 700 ya da 500’le de aynı yol yapılır.

Konaklama programını önceden mi yapıyorsunuz?

Bir sonraki noktayı harita üstünde pinliyordum. Şu an buraya gidiyoruz diye. Gideceğimiz yerlerdeki kamp alanlarında genellikle yer bulunuyor, hiç kapıda kalmadık. Kamp alan fiyatları çok pahalı değildi. Genellikle 3 dolar en pahalısı 5 dolardı. Bir yerde kişi başı 10 dolar ödedik. Biraz fazla ödedik çünkü konakladığımız yer de önümüz de hipopotamlar ve timsahlar vardı. Gece sürekli etrafta yaban domuzları geziyordu. Bizim içinde çok farklı deneyim oldu. Gece hayvanların çıkardığı sesleri duysan şenlik vardı. Saat 03:00 gibi aslanlar bağırmaya başlıyor, 04:00’te avlanmaya başlanıyor. Saat 05:00 gibi araçlara binip game drive yani safariye çıkıyorsun. İki, üç saat game drive yapıp dönüyorsun. Özellikle milli parkların kenarlarında çok fazla kamp alanı var. Bunlar Türkiye’deki randevu sistemiyle çalışan kamplar değil. Hangisine saat kaçta gidersen git park yerini gösteriyorlar sana direk giriyorsun. Hiçbir yer bulamadın diyelim kamp alanına da ulaşamadın. Bush camp yani vahşi yaşamın ortasında bir kamp kurmak çok sağlıklı değil. Evet biz yaptık ama vahşi hayvanlardan ve zarar vermek isteyen insanlardan dolayı kamp yapmak tehlikeli hale gelebilir. Bu gibi durumlarda üç alternatif var. Polis karakolu, hastane bahçesi, okul ya da kilise. Bunlardan biri sana muhakkak kapılarını açar. Gezerken çok fazla da aktivite yapma fırsatımız oldu. Daha önce hiç deneyimlemediğimiz aktiviteleri yaparak seyahatimize devam edelim istedik. Victoria Falls’dan, Bungee Jumping’e. Kenya, Tanzanya, Nabimya’da hep safariler yaptık. Arada bu aktiviteleri yapmayıp sadece konaklama ve yemek yeseydik seyahatimiz iki ay sürecekti.

Uzun seyahatler de nasıl beslenmeli?

Bizim şansımız bisiklet yarışından hemen sonra böyle bir projeye geçtiğimiz için yani uzun yol endurosu yapma kararı aldığımız için fiziksel ve mental olarak çok hazırlıklıydık. Yaklaşık 8 gün süren, 16000 metre üzerinde tırmanış olan ve 690 km olan dağ bisikleti yarışını bitirdik. Fiziksel kondisyonunuzun güçlü olması gerekiyor. Bir derin kum parkuru geçiyorsunuz. Zaten 250 kg motor, üstünde nereden baksanız 80 kg yakın bir malzeme vardı. Fiziksel kondisyon önemli, mental kondisyon daha da önemlidir. Çünkü yorgunluk bitiriyor. Sınır geçişlerinde de zorlanıyoruz. Sınırlarda gereksiz zorluklar çıkarıyorlar. Ben bu kıtanın o dilini bildiğim için kolaylıkla hallettik. Biz 17000 km yol yaptık ve tek bir ceza bile yemedik.

BMW olmasaydı hangi motoru tercih ederdin?

Yolda biz çok farklı markalar da gördük. KTM, Yamaha gibi markalar gördük. Ama gördüklerimizin çoğu BMW kullanıyordu. Çünkü BMW’nin her yerde servisi var. Her motosiklet bu rotayı yapar. Fakat parça bulma ve servis konusunda sorun yaşardık.

Türkiye’ye girdikten sonra direk İstanbul’a mı geldiniz?

İlk İskenderun’a geldik. Sonra İç Anadolu’dan İstanbul’a geldik.

İstanbul’a geldiğiniz de ilk ne yaptınız ?

Bizi arkadaşlarımız karşılamıştı. Cadde de bir pubta kutlamak yaptık.        

Bugünü baz alırsak böyle bir rotanın toplam maliyeti nedir?

En pahalı şey İstanbul’a geldikten sonra o motorları Afrika’ya göndermek oldu. Bir daha gemi ile bir yerden başka bir yere motor göndermem. Bizim seyahatin bedeli 10000 dolardı. Bunun %20 ‘sini kadarını motoru göndermeye harcadık. Bunu düşürebilmek senin elinde olan bir şey. Afrika’da kıtasında aktiviteler çok pahalı. Aktiviteler ne kadar az olursa maliyette o kadar azalır. Birde bazı pahalı olan ülkeler vardı. Suudi Arabistan gibi.

Bir erkek bir kadın yada tek başına bir kadın sizin rota için uygun mu?

Tabii ki. Sadece biraz planlama gerekiyor. Yolda çok fazla bisiklet ve motor sürücüsü kadın ile karşılaştık diyebilirim. Dolayısıyla yapılabilir. Afrika rota olarak zor bir ülke olarak geçiyor. Kastettiğim şey yolların zorluğu değil, ülkenin içinde politik sebeplerden kaynaklanan suçlar ve vahşi hayatın bulunduğu bir ülke olmasından kaynaklanıyor. Bu kıtanın dinamikleri çok farklı, ilk geldiğim zaman başucu kitaplarım hayvanları tanımak üzerineydi. Türkiye her anlamda muhteşem bir coğrafyadır. Bence uzun enduro yol yapacak insanlar Avrupa’ya gitmek yerine Anadolu’yu, Doğu Karadeniz’i, Güneydoğu Anadolu’yu tercih etmeliler. Her yerinde başka güzellikler var.

Yollarda en çok hangi ülkeden insanlarla karşılaşıyordun? Bir de yaptırdığın turların içeriklerinden bahseder misin?

Öncelikle bu işte 12. yılıma giriyorum. Ride The Earth diye motosiklet turları düzenlediğim şirketim var. Turlarımın yüzde altmışı Afrika kıtasında oluyor. Sadece Afrika’da değil, Güney Amerika’da hatta Güney yarım kürede turlar düzenliyorum. Çok nadir olsa da Türkiye’de de turlar yapıyorum. Kısacası ağırlıkta off-road ve on-road içerikli, içinde çadır konaklaması veya butik otellerde de kaldığımız farklı çeşitlerde turlar düzenliyorum. En son yaptığım turun içeriğinden bahsediyorum. Gelen kişileri havalimanından alıyorum. Cape Town’da otele yerleşiyoruz. Bilgilendirme yapıyorum. Ertesi gün motorlarımızı alıp yola çıkıyoruz. İlk gün konakladığımız yerde teknelerden balina gözlemi yapabiliyorlar yada büyük köpek balığı dalışı yapıyorlar. Oradan sonra Cape Agulhas ‘a gidiyoruz. Sonrasında Knysna’ya geçiyoruz, harika bir manzara ile karşılaşıyoruz. Sonra Bloukrans Arch’ta dünyanın en yüksek köprüsü olan yere gidiyoruz. Orada isteyen 216 metreden atlıyor. Çoğunluğu atlıyor.  Sonrasında safari yapıyoruz. Daha sonra 180 milyon önce oluşmuş kanyonun içinde off-road yapıyoruz. Etrafımızda zebralar, geyikler bizimle birlikte koşuyor. Sonra tepeye çıkıp çok güzel bir gün batımı izliyoruz. Özellikle virajların olduğu bir bölge var oraya gidiyoruz. Orada da bir safari yapıyoruz. Doğanın içinde lüks çadırlarda kalıyoruz. Amacım insanlara keyifli deneyim yaşatmak. Yollarda en çok Almanlarla karşılaşıyorum.

İnstagram: @sarpersesli - @ilkertulunay

Geri Bildirim